mikrodalga


ay’ı satan adam – çok yakında…

moonresimdeki ünlü pek tabii sam rockwell abimiz – yakında yeni filmi the moon’dan bahsediyor olacağız..


district 9 – dikkat, insanlar giremez!

d-9

bilim kurgu takipçileri tarafından uzun süredir heyecanla beklenen yılın olay projesi district 9 sonunda bu hafta ülkemiz sinemalarında da boy göstermeye başlıyor. tabii beklentilerin bu kadar yüksek seviyelere ulaşmasını sağlayan en önemli faktörler olarak; filmin prodüktörü olan “hobbit baba” peter jackson‘ın sene içerisinde hakkında çok konuşulan halo gibi bir projenin iptalinin ardından district 9 sürpriz yumurtasıyla çıkagelmesi ile dağıtımcı firma sony tarafından film ile ilgili kuzey amerika şehirlerinde başlatılan ilginç pazarlama kampanyasının öne çıktığını söyleyebiliriz.

d9_bus_benchsadece insan kullanımına açılmış bir bank

halo‘nun da kaptan köşküne oturtmayı düşündüğü güney afrikalı yönetmen neill blomkamp‘a destek çıkarak daha önce izleyip hayran kaldığı yine aynı yönetmene ait kısa metrajlı film alive in joburg üzerinde çalışmaya karar veren jackson, zaman kaybetmeden blomkamp‘ı yeni zellanda’daki ofisine çağırır ve yönetmenden filmin uzun metrajlı versiyonu olacak district 9‘daki uygun cast’in hazırlanabilmesi için deneme çekimlerine başlamasını ister. bunun üzerine memleketi johannesburg’a dönen yönetmen yine kendisi gibi uzun metrajlı film deneyimi olmayan yerel tv prodüktörü ve kankası sharlto copley ile deneme çekimlerini tamamlar. ellerindeki materyalle birlikte yeni zellanda’ya döndükten sonra peter jackson‘ın da fikri onaylamasıyla copley‘in arkadaşının 30 m dolar bütçeli bilimkurgu filminde başrolü oynaması artık kesinleşmiştir.

kankalarcopley & blomkamp – yeni bir depp &burton ikilisi mi doğuyor? zaman gösterecek

amerikada vizyona girdiği 14 ağustostan bu yana yaklaşık 120 m dolar gişe hasılatı yapan film tam anlamıyla bir blockbustera dönüşmüş olmasının yanında, sadece sektördeki bütün gözlerin -daha önce lord of the rings ile yeni zellanda örneğinde yaşandığı gibi -güney afrikaya çevrilmesini sağlamakla kalmamış aynı zamanda bilim kurgu anlatımına yeni bir soluk getiren bloomkamp‘ın yönetimi de takdirle karşılanıp; halo yenilgisinin de hollywood basını tarafından daha fazla gündemde tutulmamasına olanak sağlamıştır.

film, güney afrikanın en büyük şehirlerinden johannesburg üzerinde asılı duran ve bir benzeri independence day‘de de karşımıza çıkmış devasa uzay gemisi görüntüsüyle açılıyor. ancak hemen söylemeliyim ki iki film arasındaki bağlantı sadece bu görüntü ile sınırlı, öncelikli olarak daha önce cloverfield gibi filmlerde de gördüğümüz gibi yönetmenin gerçekçi anlatımı izleyicinin discovery‘de herhangi bir belgesel izlediğini sanmasına yol açıyor. karakterler tarafından değil de görgü tanıklarının söyledikleri, sokak röportajları ve akademisyen yorumları ile anlatımı süren film, insanda iyiden iyiye yeni gerçekleşmiş ilginç bir olayın herhangi bir haber kanalında ilgili haber dosyasını izliyormuş duygusuna kapılmasına olanak sağlıyor. başlangıçta yapılan açıklamalarla, bundan 30 sene öncesinde dünyaya gelmiş (gönderilmiş) bir uzay gemisinin içinde bulunan uzaylılarla ne yapılacağına karar verilene kadar geçici olarak district 9 isimli kampa yerleştirildiklerini ve burada gözetim altında tutulduklarını anlıyoruz. daha önce bir sürü benzerini izlediğimiz hollywood yapımı uzaylı istilası bilim kurgu filminin aksine, henüz insan biliminin sınırlarına dahi ulaşamadığı uzaylı teknolojilerine ve güçlü silahlarına rağmen, uzaylı arkadaşlarımız bu filmde dünyayı ele geçirmek isteyen kana susamış yaratıklar yerine ilk defa mülteci konumundalar.

district-9-640wjohannesburg skyline

bölgede tutulan uzaylıların insanlara zarar vermelerini engellemek ve gerekli kontrollerin sağlanmasını kolaylaştırmak için güney afrika hükümeti bu iş için adını filmde daha sonra çok defa duyacağımız ve hikayenin odağında bulunan özel güvenlik firması olan multi national united (mnu) ile anlaşıyor. bir süre sonra aynı zamanda dünyanın en büyük silah üreticilerinden biri olduğunu anladığımız bu şirketin, anlaşmayı aslında uzaylıların silah teknolojilerine sahip olmak amacıyla kabul ettiğini ve dünyadan habersiz uzaylı bedenlerini kullanarak araştırma-geliştirme faaliyetlerinde bulunduğunu da öğrenmiş oluyoruz. film içerisinde devamlı gösterilen ve anlatımda önemli bir yer tutan sokak röportajlarından da anlaşılacağı üzere, uzaylılar ile yerel halk arasında dozu gittikçe artan ve her iki tarafın da şiddet uygulamasıyla sonuçlanan bazı olaylar patlak vermeye başlıyor. bunun üzerine hükümet mnu aracılığıyla uzaylıların bu bölgeden çıkartılıp şehir dışında daha güvenlikli bir kampa gönderilmelerinin önünü açıyor. tam bu esnada filmin esas oğlanı, mazlum mnu memurumuz wikus wan de merwe (sharlto copley) ile tanışma fırsatını yakalıyoruz. wikus, uzaylı transferinin yasalara uygun şekilde yönetilmesini sağlamak için aynı zamanda kayınpederi olan mnu başkanı tarafından görevin lideri olarak atanıyor. ancak bölgeye yapılan müdahele sırasında işler umulduğu gibi gitmiyor ve filmin bundan sonra kalan kısmında karakterimizin dramatik değişimine tanıklık ediyoruz. umarım aşağıdaki resimlere baktığınızda ne söylediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.

sw32pxsharlto-copley_jpg_595x325_crop_upscale_q85

filmin mükemmel bir bilimkurgu yapımı olmasının yanısıra, hikayenin de bir çok altmetin barındırdığını söyleyebiliriz. öncelikli olarak filmi izlerken – aynı zamanda hikayenin de johannesburg gibi bir şehirde geçmesi itibariyle – insanın aklına apartheid dönemi gibi bir çok tarihsel olayı getirdiğini söyleyebiliriz. mandela öncesi güney afrika yönetiminde beyazların yerli halka yaptığını bir anlamda yerli halkın da başı çekerek aynı muameleyi filmde uzaylılara uyguladığını görmek gerçekten hayret verici. bir başka nokta ise filmde bahsedilen mnu adlı şirketin yakın dönem ırak’ta amerikan ordusu tarafından görevlendirilmiş ve ismi bir çok skandala karışan özel güvenlik şirketi halliburton ile olan benzerliğiydi.

hareketli el kamerası ile desteklenmiş aksiyon görüntüleriyle, hikayenin artan temposu ve gerilim dozu sayesinde filmden kopmak mümkün değil. uzun süredir bilimkurgularda görmediğimiz cgi çıkışlı sahnelerin son derece doyurucu olduğunu şimdiden söylemeliyim. ayrıca imdb’de 8.5 averajıyla şu an 65. sırada bulunan filmin sonlarına doğru bilimkurgu hayranlarına yaptığı mecha sürprizini ise hanesine konulmuş ayrı bir artı olarak nitelendirebiliriz.

son olarak sizi mikrodalga olarak yılın belki de en iyi ve sıradışı bilimkurgu filmini ve oyunculuk performansını 2 ekim itibariyle sinemalarda izlemeye davet ediyoruz.

filmden muazzam görüntüler ve eğlenceli bir-iki oyun içeren enteresan sitesine de buradan bağlanabilirsiniz.

md


çok yakında bu sinemada… kaming suun!!

photo_10_hiresyeni bir zombi filmi olduğunu düşünüyorsan, çok pis yanılıyorsun dostum!


diskleymır

dikkat ölüm tehlikesi!

” kaptanın seyir defterine ek – yıldız tarihi 21 eylül 2009 ramazan bayramının 2. günü.. uss mikrodalga sorunsuz bir fırlatmanın ardından wordpress semalarına başarıyla yükselmiştir. “

aslında önce fotokopi fanzin formatında çıkartılması düşünülmüş “mikrodalga“, internet teknolocisinin kısa süredeki gelişimi ve kullanımının kolaylaşması sayesinde blog olarak wordpress serverlarındaki yerini aldı. kendisini tanımlamak gerekirse; üniversite yıllarında amatör bir ekip tarafından vakit geçirme ve hobi olarak çıkartılmaya çalışılıp kaynak ve motivasyon eksikliğiyle tarihin tozlu sayfalarında yerini almaya hazırlanan bir projenin mürekkep yerine byte olarak dirilişine karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

öncelikli amacını, mainstream medyada yer bulamamış film ve albümlerin tanıtım ve kritikleriyle ilgili serbest bir iletişim alanı oluşturmak olarak da tanımlamak pek tabii mümkün.

ancak voltranı oluşturmak için desteğinize ihtiyacı var!

genel olarak sinema, müzik ve pop-kültür ile ilgili yazı ve düşüncelerinizi hem comment olarak siteye hem de mail olarak mikrodalgablog@gmail.com adresine ısrarla yollayınız!

line13. communication terminated.